Yakın Gelecekteki Mobil Cihazlarımızın Olası Teknolojileri

Ceptelefonlarımız akıllandıkça, yani performansları artıp çalıştırdıkları uygulama sayısı çeşitlendikçe, masa üstü sistemlerden uzaklaşır hale geldik. Bu nedenledir ki, dizüstü ya da masaüstü bilgisayarlarımızın mobil olmayan işlemcilerinin gelişimi son 5 yıldır neredeyse durdu. Bu 5 yıllık durgunluk öncesine kadar her 6 ayda bir iki kat gelişen işlemciler, şimdilerde 3 GHz'lik işlemci hızlarından 4GHz'lik hızlara oldukça yavaş denilebilecek bir sürede neredeyse 5 yılda geçtiler. 

Masaüstü işlemcilerdeki bu durağanlığın aksine, mobil işlemcilerdeki gelişim hızlanmaya başladı. 1GHz'lik tek çekirdekli işlemci barajı aşıldığında artık ibre mobilden yana dönmüştü. Masaüstü, dizüstü PC satışları gerilemiş Tablet ve Telefon satışları patlama yaşamıştı. Bu hala daha hızlanarak artan bir değişim süreci.

Artık 8 Çekirdekli ve 2GHz üzeri işlem hızlarına sahip 64Bit mimarili ceptelefonlarından olağan bir şekilde bahsediyoruz. Mobil işletim sistemleri ve üzerlerinde çalışan uygulamalar, artık masaüstü işletim sistemleri ve uygulamarı kadar ağır ve yer yer daha marifetli. 

Avucumuzun içine sığacak kadar küçük bu işlem birimleri, üzerlerindeki yüksek çözünürlüklü ekranları ile artık tam birer bağımlılık aracılar. Çok yakında istediğimiz donanımı takıp çıkartabileceğimiz "toplama" akıllı telefonlarımız da avucumuzun içinde şekilden şekle girecekler.

Peki bu gelişimin zirve noktasında mıyız? 

Elbette hayır, üstelik bunlar daha bir başlangıç. Bu başlangıcı kısaca şu başlıklar altında ele alabiliriz:

İşlemciler:

Klasik mimari ile artık zirveye yaklaştığımız doğru. Tüketicilerin istekleri sonucunda asenkron gelişen klasik işlemci teknolojisi, artık daha güçlü ve daha akıllı telefonları, daha fazla ısınmadan ve şarj sıkıntısı yaratmadan işletletebilecek durumda değil.

Çözüm, yeni materyaller ve işlemci mimarisinin sıfırdan ve daha farklı bir şekilde yeniden oluşturulması.

Buna örnek olarak IBM'in insan beynindeki snapsların dizilimini ve çalışma prensibini taklit eden mimariye sahip yeni işlemcileri gösterilebilinir. Ayrıca grafen ve stanin temelli materyaller ile ısı sorunu çözülebilir, veri hızları; oda sıcaklığında oluşturulmaya çalışılan süper iletkenliğe yakın bir verimde arttırılabilinir.
 

Tabii ki bu işlemcinin esas yükünü fotonik merkezi işlem birimi üslencektir.
Beyin hücrelerini taklit eden fotonik devreler. Depolama birimleri arasında hız ve verim kaybı olmadan iletilen bilgi. Düşündürücü. 
Bu sayede, bugünkü en pahalı ve en hızlı cep telefonlarımız birer 3310 gibi tuğla etkisi yaratacak ve olabildiğince hantal gelecektir bize.
Kullanıcısından daha akıllı telefonların marketlere gelebilmesi oldukça muhtemel ;) hatta onu satın almanız için aynı rafta bulunduğu diğer ürünle rekabet içinde olup, sizi ikna etmeye bile çalışabilir! 

Ekranlar:

Sanal gerçeklik, insanlara hiç beklemediği bir dünyanın kapılarını açmaya hazırlanıyor. Bu çok yakın. Bir çok insanı sanal gerçeklik gözlükleriyle sokaklarda gezerken görmeye başlayabiliriz. Tabii Google Glass'ın başına gelen toplumsal şok nedenli yadırgama ve dışlanma yaşanmazsa. Ancak evlerde bu konuda bir rabet patlaması yaşanılabilir. Belki de Mobilden yarı mobile bir dönüş yaşanabilinir. Ya da yeni bir masaüstü çağı ( yoksa sandalye ya da yatak üstü çağı mı demeliydik?) başlayabilir. 

Microsoft'un HoloLens'i ve geçenlerde Facebook tarafından satın alınan Oculus Rift buna örnek olarak gösterilebilinir. Ayrıca Google, Glass projesinden de vazgeçmiş değil. 2. sürümü çok yakında piyasada olacak. 
Hatta az daha ileride sanal gerçekliğin suyu bile çıkabilir.

Peki ya VR ( sanal Gerçeklik ) dünyasında takılmak istemeyenler için? 

Belki de çok geç kalınmış katlanabilen OLED ekranların yanı sıra, gerçekten dokunulabilirinir ve hatta çekiştirilebilinir ekranların gösterileri bugünlerde yapılıyor. Ayrıca kağıt kadar ince ve  duvara mıknatıslarla tutturulabilecek kadar hafif düz ekranlar ileride standartımız olabilir. Belki biraz da transparanlık ile eğlence ye da havalılık katsayısı arttırılabilir. 

Lazerle havaya çizilen, plazma destekli ve dokunmatik özellikli holografik görüntüleme sistemleri de bugünlerde görülmeye başladığına göre, 5-10 yıl içinde evlerimizde TotalRecall filmindeki gibi sanal tenis hocamızdan dersler alabiliriz. Belki de Nintendo'nun aşağı yukarı 10 yıl önceki Wii konsollarındaki Fitness uygulamarının bir devamı olur. Bilinmez.

Depolama:

Artan internet mobil hızları daha şimdiden uzak ve sanal depolama alanlarına bir rabet başlatmış durumda. 4G bağlantı bir çok gelişmiş ülkede uzun süredir kullanılıyor. 5G'nin de eli kulağında. Yeni geliştirilen modülasyon teknolojileri ve Lazer destekli kablosuz modemler ile artık terabaytlarca bilgi saniyeler içinde cihazlarımıza gelebilecek gibi gözüküyor. Ancak tüm bunlar yine de yerel depolama alanlarının gerekliliğini azaltmıyor. Artan işlemci hızları ve çözünürlükler daha fazla veriyi daha hızlı bir şekilde erişme imkanı talep ediyorlar. 
 

samsung-3d-vertical-nand.jpg

Bunun için de teknolojileri ve kapasiteleri hızla artan buna karşın fiyatları hızla düşen SSD teknolojileri kullanılabilir. Bugünlerde bile emekliye ayırmaya hazırlandığımız bilgisayarlarımızı hayata ekonomik yönden döndüren ve performanslarını arttıran SSD'ler, yakın gelecekte holografik depolama birimleri sayesinde, cloud depolama teknolileriyle tümleşik bir halde neredeyse sınırsız ve ışık hızına yakın bir erişim desteğiyle yeni standartlarımız ve hatta olmazsa olmazlarımız arasında yer bulabilir.

Enerji Verimliliği ve Şarj Durumu:

Yeni materyaller ile geliştirilmiş yeni mimariler, ısı ve verim çözümünü sağlarken, günümüz cihazlarından daha az enerji harcayacaklar. Buna karşın yeni geliştirilen bataryalar ise daha fazla enerjiyi, daha güvenli ve daha verimli bir şekilde cihazlarımızı beslemek üzere sunacaklar. 30 saniyede şarj ettiğimiz mobil bataryalarımızı 1 ay boyunca yoğun kullanımda bile bitiremeyeceğiz.

Tüm bu saydıklarımız buz dağının bugünden görünen yüzü. 5-10 yıl içinde hayatlarımızda sanki hep varlarmış gibi yer edinecekler.
Bu teknolojilerin de kullanılıp eskiyeceği günler çok uzak değil. Sonrasını hep birlikte yaşayıp göreceğiz.